Defne hakkında;

Fotoğrafım
Defne 23.05.2006 da dünyaya gelmiş tam bir bahar çocuğudur, neşeli, keyifli ve cıvıl cıvıl, annesi gibi konuşkan, babası gibi araştırmacı, dedesi gibi sorgucu, anneannesi gibi yüreğine sevdiklerini sığdırmayı başaran, babaannesi gibi zarif ve narin, dayısı gibi ailesine bağlı bir kuzu kapamadır :) annesi ona en çok Kalbim, kuzum, kuzu külbastım, babası Aşkım, dayısı ise toştoşum - mankenim-fıstığım der...Kısaca Defne ailemizin baharı, neşesidir.

25 Aralık 2011

Heidi, Heidi :) Deine Welt sind die Berge (Senin dünyan dağlardır)

Defne 2.5 yaşında Selin ve Ecem ablası sayesinde tiyatro ile buluştu. Acaba sever mi? korkar mı diye düşünürken bir baktık ki Defne gözlerini koca koca açmış sahneyi heyecanla seyrediyor, ama en çok Mutlu Prens adlı eserde çok şaşırmıştık. Tam oyun bitti sahne kapandı, Defne bağırıyor Perde kapanmasın diye J bizim tiyatro tercihimiz Süreyya opera sahnesi bazen müzikallerde oluyor, çocuklara hem müziği operayı ve tabii tiyatroyu ucundan da olsa sevdirmeyi hedeflemişler. Çoğunlukla klasik oyunlar sergileniyor oz büyücüsü ve Bremen mızıkacıları başlıca tavsiye ettiğim eserler.
Tabii biz Defne çok küçükken izlediğimiz klasik eserleri tekrar da izleyebiliyoruz her yaşın oyundan aldığı keyif başka oluyor.  Bu hafta 3 kızımızı alıp gittik Heidi’yi izledik çok keyif aldılar. Benim çocukluğum çizgi filmi Heidi J Defne’ye hamileyken ismini Heidi koysam mı diye düşündüğüm olmuştur. Hayrettir neden bilmem daha sinemalara gelmedi Heidi umarımda gelmez son teknoloji 3 boyutluda seyretmek istemem açıkçası benim için seslendiren bile önemli yıllarca Sibel Gürgülü’nün sesiyle tanıdım ben o şirin kızı çünkü JSizde tavsiye ederim.



Bu arada şarkı sözlerinin tercümesini bilmeyenler için çok güzel sözleri vardır :)

Holadio, holadio 

Heidi, Heidi
-Heidi, Heidi                                   
Deine Welt sind die Berge
-Senin dünyan dağlardır
Heidi, Heidi
-Heidi, Heidi
Denn hier oben bist Du zu Haus'
-Yukarılarda evindesin
Dunkle Tannen
-Kara çamlar
Grüne Wiesen im Sonnenschein
-Güneş açtığında yeşil çimenler
Heidi, Heidi
-Heidi, Heidi
Brauchst Du zum Glücklichsein
-Mutlu biri olmalısın

Heidi, Heidi
-Heidi Heidi
Komm nach Haus
-Eve gel
Find' Dein Glück
-Mutluluğu bul
Komm doch wieder zurück
-Ama tekrar geri gel
Fiyatı duyunca da şaşıracaksınız 8 lira J emeğe saygım sonsuz bu işlerin kolay olmadığını biliyorum ama geçen gün gittiğim başka bir tiyatroda büyük baba ve büyük annenin torunlarını tiyatroya getirdiğini gördüm, perde açıldı ve bir palyaço çıktı sahneye küçük kız ağlamaya başladı, durmuyor yazık baktılar susmayacak insanlarda rahatsız oluyorlar, aldılar torunlarını çıktılar, aklımdan ilk geçen gitti 60 liraları oldu!! yazık bir saatlik çocuk oyununa da kişi başı 20 lira vermek de herkesin harcı değil, o yüzden sürraya sahnesinde biletler satışa çıkar çıkmaz adeta kapışılıyor bunu da söyleyeyim de sonra bana kızmayın.



Sevgiler

16 Aralık 2011

Defne Büyürken...


Defne bu aralar yine yeni bir sendroma girdi; başlığımız kısaca kaygı ve korku her sohbette konu bir şekilde korku veya kaygıya kayıyor yaptığımız sohbetleri süzgeçten geçirmeden konuşamaz oldum. Hastayım bile demeye korkar oldum, en çok baba ve anneye kaygı var, okulda her öğrendiği şeyi zevkle anlatan çocuk şimdi öğrendiklerini korku ile anlatıyor ki doğanın kirlenmesi ile köpek balıklarının ölmesini yaptığı tuvalette bağlayan ve o atıkların köpek balıklarının ölmesi ile sonuçlandıran,  arabada radyoda dinlerken kısa haber arasında avukatlar göz altına alındı diye duyunca dedeme bir şey olacak mı diye kaygılanan, bir arkadaşımız asansörde kalınca bir daha asansöre binmek istemeyen, anne babasından bir dakika ayrılmak istemeyen, içimden sürekli ağlamak geliyor diyen bir çocuk düşünün! Resmen evde şaklaban modundayım bakıcımıza 10 dakika geç geleceğim diye haber verdim tabii Defne de bunu duymuş eve geldiğimde ağlamaklı mutsuz bir haldeydi keyfini yerine getirmek için çaba gösterdim. Zaten işten gelmişsin yorgunsun tabii bunu gel de Defne’ye anlat anlatmak yerine keyfini yerine getirmeyi  tercih ettim tabii….
Defne zaten bu aralar her şey takmış durumda bir bunalmış ki sormayın geçti karşıma; Nedir bu kıştan çektiğimiz anne; okula gidilir-hava erkenden hava karır- çocuklar hep hastalanır-parka gidilmez-yürüyüş yapılmaz-kalın giyinir-avm de gezilir ki bu en nefret ettiğim şeydir- İstanbul da yaşarsan kar da yağmaz ee yağsa tutmaz tutsa erir erirse trafik ve çamurdan sokağa çıkılmaz – çilek bulunmaz- domates yenmez-havuza girilmez diye kışı çekiştirdi bana ee annede kıştan pek haz almayınca; o bir şey söyledi ben iki şey söyledim birlikte kış ne kötü vah vah off off diye söylendik durdurduk kızımla..peki dedim güzel olan hiç mi bir şey yok kış hakkında başladım lafı değiştirmeye mısır patlatıp koltukta keyif yapmak birinci sıraya oturdu hemen; sonra en çok kışın ev gezmeleri oluyor dedik sevdiğimiz arkadaşlarımıza gitmek bize çok keyif verir dedik, sonra ilk yağmurda parka gidip ayaklarımızla su birikintilerine basmaya söz verdik, kar yağınca da kardan adam yapıp burnuna havuç takacağız J son olarak ilk kez yeni yıl ağacı yaptık, çünkü bir tek kışın yeni yıl ağacı yapılabilirdi, neyse şimdi keyfimiz daha iyi buda bir süreç geçecek biliyorum ama Defne bir hamur ve ben bir heykeltıraşım gibi geliyor bazen istediğin gibi şekil vereceğin bir hamur hem de umarım sonuçta hayırlı bir evlat büyütürüm. Bıkmadan usanmadan anlatıyorum konuşuyorum sevgi ile büyütmeye çalışıyorum bazen yorulup bazen de keyifle seyrediyorum kızımı Allah evlatlarımızı bize bağışlasın..son olarak başta rahmetli annem olmak üzere tüm annelerin emeklerine kocaman HELAL OLSUN diyeceğim…ne zor bir işmiş meğer ne çok emek gerekiyormuş ki benden daha deneyimli tüm anneler bunlar daha başlangıç en kolay zamanları diyince tüylerim ürperiyor yemin ederim..

Herkese kocaman sevgiler..bu aralar Defne ile ilgilenmekten bloğumuzla ilgilenemedik..oysa her hafta bir proje yapıyoruz ödevlerimiz renkli çeşit çeşit bir fotoğrafını bile çekmeden sabah alıp çıkınca evden bloga da koymak nasip olmuyor…ama sorumluluk projemizin fotoğrafı var onu en kısa zamanda anlatmak istiyorum
Sevgiler

29 Kasım 2011

Sevgili Bezni'ye sürpriz baby shower partisi yaptık


Uzun zamandır aklımdaydı arkadaşıma sürpriz bir parti yapmak ama kış – iş – güç – hastalıklar derken bir fırsatını bulamadık. Derken Burcu ile Bezni’ye neden baby shower yapmıyoruz dedik, öncelikle sevdiği dostlarını çağırdık ve işin en keyifli yanına başladık, süslemeler ve hediyeler, kesinlikle size tavsiye ediyorum, bir arkadaşa yapılabilecek en değerli hediye bence o kişiye yapılabilecek bir sürpriz’dir, ben arkadaşımın gözünde o mutluluğu gördüm size de şiddetle tavsiye ederim.
Bir çok yerden yapılacaklar hakkında detay bulabilirsiniz; ama bende size hemen anlatayım, öncelikle cinsiyete göre renk belirleniyor ve tema bunun üzerine oluyor, bir koltuk hamileye hazırlanıyor, koltuk zevkinize göre süsleniyor,
ben de çok foto yok ama ben uçak şeklinde kurabiyeler yaptım, bisikletten bir sepet aldım ve  uçak kurabiyelerini buraya yerleştirdim, sonra özel bir hediye istedim bu konuda KEÇELİ HAYAT Ece’den harika bir destek geldi ve keçeden bir erkek çocuk ile bana harika bir hediye hazırladı…
Bu partide hediye olarak annenin işine yaracak hediyeler verilmesi tavsiye ediliyor, bebek bezi, tırnak makası, şampuan, önlük, biberon vb.
Çeşitli oyunlar oynanıyor; annenin karın çevresi kaç cm, kaç kilo, en yakın tahmin edene de küçük hediyeler verebilirsiniz J
Bu arada yeme ve içme köşemizde de enfes lezzetler vardı ama ben o heyecanla fotoğraflayamadım…
Ama çok güzel ve eğlenceli bir gündü, Allah bir avazda sağlıkla Çağan'a kavuştursun seni arkadaşım..
Herkese sevgiler
PS: eceye sipariş vermek için bloğundan yararlanabilirsiniz; bloğu ile yoğunluktan ilgilenemiyor ama harika seçenekler bulabilirsiniz..KEÇELİ HAYAT


12 Kasım 2011

Ispanaklı Bulgur Köftesi


Eskilerden kalma sımsıcak bir tarif ne zamandır da aklımda yapacağım diyorum aylarlardır, en sonunda girdim mutfağa eskiler canlandı aklımda, gitler – geller de olsa yılmadım, Defne de yardım etti, yaptık köfterimizi afiyetle de yedik, bir çok ismi var tarifin yöresel olarak farklılıkları da olsa lezzetler değişken de olsa her biri ayrı bir güzel her biri ayrı görsel, ben ıspanaklısını severim, salçalı ve maydanozluda yapılır, ama ne yaparsanız yapın sarımsak koymazsanız tam lezzetini yakalamak zor oluyor…ben hemen bulgur tarifimi vereyim size ;

Bulgur Köfteleri:
2 su bardağı köftelik bulgur, (öncede yıkayıp suyunu çektirin ve şişmesini bekleyin)
1 su bardağı un,
1 adet yumurta,
1 tatlı kaşığı kimyon,
1 yemek kaşığı domates salçası,
1 yemek kaşığı biber salçası,
Tuz-karabiber,
Sıvı yağ
Bu harcı iyice yoğurup fındık veya ceviz büyüklüğünde küçük parçalara ayırıp elimizi yağlayarak yuvarlıyoruz, sonrasında ister sıcak kaynamış suya atıp haşlayabilirsiniz, isterseniz de benim yaptığım gibi az sıvı yağ ile teflonda pişirebilirsiniz J
Ispanak Kavurması:

2 küçük bağ ıspanak
1 baş soğan
2 diş sarımsak
Yarım çay bardağı sıvı yağ
Tuz,
Bir tatlı kaşığı domates salçası
Bir tatlı kaşığı biber salçası
Soğan, sarımsak yağ ile kavrulur salçalar da ileve edildikten sonra suyunu iyice sıktığınız ve kestiğiniz ıspanaklar eklenir. İki tarifte ılıkken harmanlanıp servis edilir.

Afiyet olsun

11 Kasım 2011

Yufka Dürüm İşleri


Hep söylerim biz yemek için yaşayan bir aileyiz diye, kızıma açtığım bloğumda bile çoğu zaman yeme içme tariflerinin de yer alması bundandır, biz çünkü yemek yaparken eğlenen, yemek yerken gülen, zamanımızı da mutfakta geçiren bir aileyiz, kuzenim Meriç’te geçtiğimiz haftalarda artık bu işi bir profesyonel hale getirmenin zamanıdır dedi ve hem lezzetli, hem temiz, hem güvenerek yiyeceğimiz bir mekan açtı, bir çoğunuz biliyorsundur gerçi YUFKA DÜRÜM biz açılışına da şahit olduk, Defne et yemeyen çocuk bir dürümü bitirdi, çünkü içinde tarifi sır olan soslar var J bu soslar lezzeti daha da güzelleştiriyor, bunun dışında kepekli undan yufka, sebzeli döner, yufkaburger gibi alternatif lezzetler de var, yani ben size kesinlikle bu mekanı tavsiye ediyorum..

enfes etli dürüm
Ailecek bir aradayken

dürümler hazırlanırken

her şey organik

ve beklenen final
Sevgili kardeşim Meriç tekrar hayırlı ve uğurlu olsun, biz Defne ile bol bol geleceğiz dürüm yemeğe,
sevgiler

04 Kasım 2011

İÇİMDEN GELDİĞİ GİBİ...

Biliyorum küçük kuzum; bu aralar bloğunla hiç ilgilenmedim, kış erken geldi, işler yoğunlaştı, seninle ilgilenmek-işim-evim!! derken….!!biliyorum yalan söylüyorum pekte içimden gelmedi galiba birşeyler yazmak, çocuklar orada evsiz – okulsuz, belki de kimsesiz kalmışken, ne söylenir ne yazılırdı ki, şimdi geldi bayram; gülen gözlerin derinliklerinde olsa da bir acı, buda geçecek buda aşılacak merak etme sen, aklımda hep bir kırmızı papuç var bu bayramla ilgili “kırmızı papuç” isteyen ama alamayan minikler, isteyecek kimsesi olmayan minikler, kırmızı papuçu olmadan melek olanlar…Babamın bana aldığı kırmızı rugan papuçlar geldi sonra aklıma, ayağımdan çıkarmadığım, ayağımda onlar varken kaygı duymadığım papuçlar.. eve dönecek miyim okulum sağlam mı evim sağlan mı diye; okula bilgilendirmek için gelirlerdi ama süt içmemiz için diş fırçalamamız için eğitim verirlerdi.. şimdi sen evde sana okulda öğretilen deprem tatbikatından bahsederken içim acıyor, evde bulduğun ve bize koşarak gösterdiğin hayat üçgeni alanının önünden bile geçerken tüylerim ürperiyor, keşke hayat bu kadar zor olmasa, keşke bunları öğrenmek zorunda bile kalmadan büyütebilsem seni,  ama olmuyor kalp kuşum…Ben seni hayatı bir masal tadındaymış gibi yetiştirmeye çalışırken sen gerçeklerle yüzleşerek gerçekleri öğrenerek büyüyorsun, evet acı ama ben sana hiçbir zaman Deprem bölgesinde yaşadığımızı söylemedim, ben sana kurban bayramının anlamını kurban bayramın ne anlama geldiğini tam anlatamadım L sen kurban kelimesinin kurbağa bayramı olduğunu düşünürken nasıl diyebilirdim ki! ne yazık ki Defne nasıl ki 23 nisan çocuk bayramı, nasıl ki şeker bayramı şeker ve tatlı yeme bayramı olarak biliyorsa, gördüğü koyunların ve ineklerin de bir bayramı olduğu düşüncesinde(en azından kurbağa bayramı olmadığını anlatabildim! Defnecik Kurban bayramını Kurbağa bayramı olarak anlamış neyse ki anlattık kurbağa bayramını henüz kutlamadığımızı), bu yazıları okuyacak kadar büyüyünce öğrenecek nasılsa, bayramın anlamı yeterince biliyor, sevginin – dostluğun- kardeşliğin- bağlılığın anlamını biliyor, bu bayram harçlıklarının nereye gideceğini biliyor Defne; bu bayram kırmızı papuç giymeyeceğini de giyemeyeceği kardeşlerinin de olduğunu da bildiği gibi, bence bu kadarını bilmesi yeter, Bu zor günleri hep birlikte aşmak ve güzel günlerde görüşmek dileği ile…

13 Ekim 2011

küçük eller kalem tuttu

6 yaş hazırlık çalışmalarımız son hızıyla devam etmekte, hep eğlence hep oyun olmaz adı üstünde ilk okul hazırlık, yazmalar – çizmeler- sert hamurlarla şekiller vermeler hızla başladı, hafta sonu evde ödev bile yapıyoruz! ödevimizi yaparken de son sayfaya geldiğimizde elimiz yoruluyor, kolay mı ödev yapmak çiz de çiz ne dağlar çizdik, ne ovalar, ne yaylalar :) ellerde derman kalmadı!!! ki Defne yuvaya giden bir çocuk faaliyet onun için bir hayat tarzı..demek ki neymiş daha da çalıştırmak gerekliymiş, tabii bu konuda da oynayarak bu işi halletmek gerek!! bu işi görev değil de eğlenceye çevirmekte yarar var dedik, biraz olayı araştırdık..güzel bir sitede buldum ilginizi çekebilir.. çizgi çalışmaları

sizle de paylaşmak istedim; belki sizlere de yardımı olur bir gün…
EL KASLARINI GELİŞTİRİCİ ETKİNLİKLER
1.Elma tutma,toplama,taşıma
2.Tokalaşma
3.Elleri yumruk yapıp açma,kapama
4.Baş parmak her yöne çevirme
5.Baş parmağı elleri masaya koyarak yukarı aşağı hareket ettirme
6.Baş parmağı kullanmadan diğer parmakların üzerinde silgi taşıma
7.İpe boncuk,makarna dizme
8.Lastik uzatma
9.Kağıt buruşturma
10.Kağıt katlama
11.Kağıt kesme
12.Küçük top atıp tutma
 Yazımı tamamladıktan sonra bloğa koymak için bir el fotoğrafı bakayım dedim, saatler geçti, ne fotoğraflar ne anılara ne günlere gittim onlarca fotoğraf ayırdım, kıymetini bilmek gerek günlerin zaman akıp gidiyor, kuzum ne kadar büyümüş zaman içinde, güzel günler hepimize sağlıkla mutlulukla..

tel sararla başladık
oynadık da oynadık
 boyadık da boyadık
 içtikçe içtik
ağladık da ağladık
 yazdık da yazdık
 yarışmalara da katıldık
  ama hala kaslarımız acıyor, yoruluyor eh o kadar da olacak büyümek o kadar da kolay değil di mi ama...
Sevgiler

















06 Ekim 2011

Philips Airfryer



Katıldığım güzel akşamdan size daha önce bahsetmiştim Airfryer bu güzel gün ile ilgili elime bir çok fotoğraf ulaştı, bende sizinle hemen paylaşmak istedim…İşten gelir gelir gelmez Defne’ye hızlı, lezzetli ve üstelik yağsız leziz yemekler yedirmek çok keyifli oluyor, en kısa zamanda tariflerimi sizinle paylaşacağım


05 Ekim 2011

Ecem'in Doğum Gününü Kutladık

Hafta sonu Ecemi'n doğum günü partisine katıldık, haftalar öncesinden Defne’ye söyleme hatasında bulundum, günler haftalar geçmek bilmedi…en sonunda beklenen gün geldi ve katıldık partimize her şey çok güzeldi, Ecem tam ismi gibi prenses’ti. Çocukların güzel vakit geçirmesi ile ilgili her şey düşünülmüştü. Biz büyükler rahat rahat sohbet ederken çocuklarımızda eğlendiler. Güzeller güzeli Ecem’mimiz  birlikte daha nice güzel yaşlara.
Ecem'den bana güzel bir hatıra fotoğrafı
Defne ve Ecem

Geleneksel fotoğrafımız Allah çoğalmamızı nasip etsin
Fıstıklarımın arasına girmeden yapamam

çok şımardık, aman balonlar uçmasın :)
kuzucuğumla birlikte

04 Ekim 2011

Dünya çocuklar gününde ceza alan ve Kalburabastı yapan tek çocuk DEFNE :)

Dün dünya çocuklarlar günüymüş tüm bebelerin geçmişte olsa güzel gününü kutlarım, Defne okuldan yakasına takılmış bir karta gelmiş, okulda ve serviste iki arkadaş kurmuşlarda kurmuşlar, “bugün çocuklar günü olduğuna göre biz ne dersek onu yaparlar isteyelim de isteyelim! yapsınlar da yapsınlar!” demişler J eve geldim daha sokak kapısındayım başladı kızım 3 katlı çilekli pasta yapalım anne bugün ben ne istersem o olacak bugün benim günümmüş demeye…
haftanın ilk günü yoğun günü atlatmanın stresi bitmemişken üstelik babamız iki çanta iş ile gelmişken evde daha akşam yemeği adına hiçbir şey yokken 3 katlı pasta üstelik Ekim ayında çilekli pasta!! İknalar yetmedi, mutfakta malzemelerin olmadığını anlatmam yetmedi, öpmem – koklamam- rüşvet teklif etmem işe yaramadı- peki dedim, yapalım pasta..muzluda anlaştık en azından..üstünde incecik bir elbise bunla gideceğim alışverişe dedi! Yoğun şımarmalar sonrasında iyi bir anne olacağım edasında olan ben kızımı odasına gitmeye eikan ettim, bulduğum ilk kotu giydirmeye çalışırken ben bunu giymem diye ağlamaya başlayınca kotu havada uçarken gördüm, o ana kadar takınmış olduğum iyi anne rolü uçtu gitti, en son sözüm çocuklar gününde tek ceza alan çocuk sensin demek oldu..ne pasta yapılacak, ne de alışveriş dedim…
Bu aralar bir yol deniyorum git ve hatanı düşün..benim neden sana kızdığımı bana söyle, bu sebebi bulana kadar cezalısın… her çocuk farklı ama Defne’de bu çok işe yaradı, bir süre sonra gözlerde yaş L geldi yanıma tane tane anlattı yaptığı şımarıklıkları, bende arada başka yaptığı şeyleri dile getirdim.. Bu yolla hem orta yolda anlaşıyorsunuz hem de o geceyi çocuğunuz bir anda meleğe dönüştüğü için kurtarmış oluyorsunuz.. Tabii Defne çok üzüldü pasta yapamadığı için ama bizde her zaman ki gibi hamurlu bir tatlı yaptık…Defne çok eğlendi.. tabii yemesine fırsat kalmadan da uyudu J

Malzemeler:
1 veya 2 kaşık yoğurt
2 yemek kaşığı sıvıyağ
1 yumurta
1 paket margarin
3 su bardağı un
1 paket kabartma tozu
1 bardak iri taneli ceviz
Şerbeti:
3 su bardağı toz şeker
2,5 su bardağı su
1 çay kaşığı limon suyu

Hazırlanışı:
Şerbetinizi hazırlayıp soğuması için bekletin. Öncelikle sıvı malzemeleri karıştırın margarin oda sıcaklığında olsun, en son un ve kabarma tozunu ekleyin ve hamurunuz kıvama gelince oda sıcaklığında yaklaşık 20 dakika dinlendirin.
Siz ve hamurunuzun yeteri kadar dinlendikten sonra J hamurdan alacağınız ceviz büyüklüğünde parçaları rende üzerinde açın ve içine ceviz koyup kapatacağınız kısım aşağıya gelecek şekilde tepsiye sırayla hamurlarınızı dizin, 180 derece sıcaklığındaki fırınınızda yaklaşık 20 dakika pişirmenizi tavsiye edilir. Fırından çıktıktan sonra soğuk şerbeti kalburabastılarınıza dökün, dilerseniz ılık dilerseniz soğuk servis yapabilirsiniz.





03 Ekim 2011

Browni

Defne’yi takip edenler bilir kek sever kızımla birçok kez kek yapmışızdır, bu kez yaptığımız denememizde ilk kez çikolata erittik ve brownimize ekledik, sonuç harikaydı, denemenizi şiddetle öneririm J tabii Defne’de eriyen çikolatadan kapta kalanını arkadaşlarına muzla ile yemelerini öneriyor, bu anları fotoğrafladım ama yayınlamak biraz yürek isterdi J ne de olsa kız çocuk büyüyünce görmesin o hallerini !!! ehh kirlenmek güzeldir...

Malzemeler:

3 yumurta
1,5 bardak şeker
1 bardak süt
1/2 yarım bardak sıvı yağ
1 paket kabartama tozu
1 paket vanilya
1,5 bardak un
1 paket kakao
2 paket bitter çikolata
1 bardak dövülmüş ceviz

Hazırlanışı:
Şeker ve yumurta iyice çırpıldıktan sonra, süt, yağ, kakao, benmari usulü eritilen çikolata (derin bir tencerede su kaynatın başka bir kaba çikolataları ekleyip su ile temas etmeden tencerenin üstüne kabı yerleştirin ve çikolatanızın bu şekilde erimesini sağlayın) ve ceviz eklenir, karışım iyice karıştıktan sonra un ve kabartama tozu eklenir ve son kez karıştırılır.
Önceden ısıtılmış fırında 170 derece de yaklaşık 90 dakika pişirilir.

Afiyet olsun

02 Ekim 2011

ASLAN KRAL

Aslan kral keyifle seyrettiğim bir filmdi, şimdi ikincisi vizyonda, bu güzel filmin müziğini hatırlıyorsunuz mu bilmem ama ben çok severim, geçen yıl gittiğimiz tatil köyün de Aslan Kral’ı müzikal bir şovla animatörler oynamışlardı (bu kadar başarılı bir iş çıkaracaklarını seyretmesem düşünemezdim ama bazen tatil köylerindeki performanslara inanamıyorum)  Defne de severek seyretmişti. Biz Defne ile keyifle ikincisini de seyredeceğiz size de tavsiye ederiz.
Filmin konusu:
Filmde, aslan yavrusu Simba, kral olmak için can atar ama kıskanç amcası Skar'ın tahta geçmek için planları vardır ve Simba'nın krallıktan sürülmesini sağlar. Yalnız ve başıboş kalan Simba, Timon ve Pumbaa ile arkadaş olur ve onların tasasız yaşam tarzını benimser. Simba, sorumluluklarını ihmal ettiğini farkedip Pride Lands'e döner ve “Hayat Çarkı”ndaki yerini geri almaya çalışır.